Urfalı Şairin Hıdırnebi Aşkı

urfali-sair-fuat-kurkcuoglu

Urfalı emekli öğretmen, şair ve ressam Fuat Kürkçüoğlu, yaz aylarında ziyaret ettiği Hıdırnebi Yaylası’na hayran kaldı. Hıdırnebi’yi ziyaretinde yaylacılarla da sıcak bir dostluk kurma fırsatı bulan Kürkçüoğlu, Urfa’ya dönüşünde ise ilk işi kalemini eline alarak yöremizin şivesiyle Hıdırnebi Yaylası için bir şiir yazmak oldu.
Yazdığı şiiri Gazetesi’ne  gönderen ve “Trabzon şivesi ile yazmaya çalıştığım bu şiirimdeki hatalardan dolayı da beni bağışlamanızı ve hoş görmenizi dilerim.” diyen Kürkçüoğlu, Hıdırnebi macerasını ise şöyle dile döktü:
“Ramazan’da şirin ilimizin şirin ilçesinin şirin beldesindeydik. Yani Trabzon’un Akçaabat İlçesi’nin Hıdırnebi Yaylası’ndaydık. Bir ay boyunca yöre insanı ile sarmaş dolaş olduk. Biz onları onlar da bizi sevdi. Öyle ki, bu sevgi bir abi kardeş ilişkisine döndü. Sertkaya köyüne, bilhassa Sayın Necdet Akkol’a ve yeğeni Kerimcan Akkol’a sevgilerimizi gönderiyorum. Ayrılık vakti gelip çattığında iki taraf ta hüzünlendi. Bayram namazı sonrasında vedalaşma dakikaları akıllarımızda güzel, tatlı bir anı olarak kalacaktır. Ben buradan tüm Hıdırnebi Yaylası’ndaki dostlarımıza selamlarımızı gönderiyorum. Yazmış olduğum bu şiiri de yörenin güzel ahalisine armağan ediyorum. Tatlı bir anı olarak zihinlerde, sayfalarda yer almasını diliyorum. Sizi seviyoruz ey Hıdırnebili kardeşlerim. Bizler için ardına kadar açmış olduğunuz kapılarınızdan içeri, bolluk, bereket, sağlık ve mutluluklar dolsun İnşaallah.”

Fuat Kürkçüoğlu’nun yazdığı şiir şöyle:

HIDIRNEBİ YAYLASU

Hıdırnebi yaylasu
Pek soğukmiş havasu
Sicak insan yurdıymuş
Bu dağların tepesu.

Çiktum yayla başuna
Karlar yağdi başuma,
Hayran oldim puranin
Yolina, yoldaşina

Urfa’dan serun pildum,
Yollari aşup geldum.
Serin olsa ne ala
Billah soğiktan öldim.

Pir aydur kalayırum
Soğuktan donayırum
Ha pu nasıl yaylaymuş
Sen dersun yanayırım

Çikarum yollari dar,
Soğik pinarlari var,
Bir yandan güneş açiyı,
Bir yandan yağayi kar.

Doyum olmaz seyruna,
Temız berrak suyina
Hayran kaldım puranın
Adaminun huyına

Kasabi var manavi,
Furuni var yanayi,
Purda yedimde sevdum.
Şu kara lahanayi,

Tuman sarmiş dağlari,
Yoktir üzim bağlari,
Neyi meşhur soraysun,
Peynur ile yağlaru.

Yaylada üşiyırım,
Mısıri dişliyırim,
Ha pen bu soğuk yerde,
Urfami düşliyırım.

Çıktım Hıdır Nebi’ye,
Söyle çıktun ne diye ?
Seyrettum Tirabzon’i
Döndüm Billah Deliye.

Hiç poyle yaşamaduk,
Donduk alişamaduk,
Geçti de Temmuz ayı,
Yaza kavişamaduk.

Yollari hep yokiştur,
Ahalisi pek hoştir
Yarab sağ salim bizi,
Urfa’miza kavuştir.

Yaylanun ağacuna,
Bayrak asmuş burcuna
Firuncu şaşti kaldi
Yaptiğum lahmacuna.

Çıktık nice yokişi
Seyrettuk kuş bakışi
Bu yıl yaşamiş oldik
Purda ikinci kışı

Yüz yıllık camisi var,
Dami var villasi var,
Ha pana sorayısun
Mümin insanlari var.

Ha pu ramazan ayı,
Temel’le idrus dayu
Çalarken kemençeyi,
Soktu gözüme yayı.

Ha uşaklar uşaklar,
Bellerinde kuşaklar
Kemençenin sesini
Duyunca coşacaklar.

Sevdum sizun yaylayu
Köy ilen kasabayu
Daha kalaydum amma,
Özledum ben sılayu.

Biz sevduk bu Necdet’i,
Nurda yatsun ecdati
Dünyada pek meşhurdir,
Uşaklarin icati.

Biz girdik doğru yola
Sapmaduk sağa sola
Hiçbir kusur görmeduk
Helal Nejdet Akkol’a.

Kerimcan Akkol’u biz
Candan sevduk hepumiz
Biz dönünce Urfa’ya,
Sizleri de bekliyrız.

Yaylada var keramet
Yola çıktık selamet
Siznen tuz ekmek oldik
Necdet bize helal et,